Takvim ve saat için tıkla

İzmir Sanat Gunleri

6/12/2007 - İZMİR'de SANAT GÜNLERİ

Kategori: Egeart

EGEART SANAT FUARINDAN GÖRSELLER 

 

-İZMİR ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ STANDLARINDA SERGİLENEN ESERLER  VE SANATÇILAR -TIKLAYIN

 

 

 

2. EgeArt
Sanat Günleri’ne doğru…
Bu kente pek çok güzellik ama en çok sanat yakışıyor…

 

 Ege Üniversitesinin 50.kuruluş yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen I.EgeArt Sanat Fuarı, görsel sanatlar alanında ulusal ve uluslar arası ün yapmış sanatçılar ve eserlerini İzmir halkı ile buluşturmuş, bir sanat şölenine dönüştürmüştür.

  • Türkiye’de görsel sanatların gelişimine katkı sağlamak,
  • Görsel Sanatlar alanında genç sanatçıların gelişimine destek vermek,
  • İzmir’in uluslar arası standartlarda bir sanat etkinliğine kavuşmasını sağlamak,
  • Toplumda sanata olan duyarlılığı arttırmak,
  • Evrensel değerler ile tanışık, kültürel yönden daha zengin bir toplum yapısının geliştirilmesini desteklemek amacıyla gerçekleştirdiğimiz I.EgeArt Sanat Fuarı; kamuoyunun yoğun ilgisi ile karşılanmış, basında geniş yer almıştır.

   I.EgeArt Sanat Fuarı’nın yarattığı büyük yankı ve olumlu geri dönüşlerden aldığımız güçle 2.EgeArt Sanat Günleri'nin çalışmaları başlatılmıştır. İz bırakan bir sanat olayı olarak gelenekselleşmesini hedeflediğimiz 2.EgeArt Sanat Günleri, 5-9 Aralık 2007 tarihlerinde Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde tüm sanatseverleri buluşturacaktır.
    Sanatın yaşatılmasında sorumluluk hisseden sanatçılarımızı, tüm kurum ve kuruluşları, işadamları ve halkımızı seçkin bir görsel şölen olarak gelenekselleşecek 2.EgeArt Sanat Günleri'nde  buluşmaya davet ediyorum.

                                                           Prof.Dr. Ülkü BAYINDIR
                                                          Ege Üniversitesi Rektörü


 

 

   5 gün süre ile gerçekleştirilecek 2.EgeArt Sanat Günleri, ulusal ve uluslararası sanatçıların eserlerinin yanı sıra film gösterimleri, paneller, söyleşiler, konferanslar, canlı performanslar, dinletiler, konserler ve gösterilerden oluşacaktır. 2.EgeArt Sanat Günleri aracılığı ile sanatseverler, çok sayıda sanatçı ve eserini bir arada tanıma fırsatını yakalayacak, gerçekleştirilecek diğer etkinlikler ile de farklı sanat dallarını izleme imkanına kavuşacaktır.

   Görsel sanatlar alanında eğitim veren üniversiteler ve gençlik, müzeler, koleksiyonerler, görsel sanatlar alanında eser üreten sanatçılar, sanat yan sanayi ve yayın kuruluşları, bölge halkı ile sanata ilgi duyan tüm kamuoyu 2. EgeArt Sanat Günleri'nin hedef kitlesidir.

 

 

 

 EGE ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ
Onur Sanatçıları - Davetli Sanatçılar
Davetli Galeriler - Uluslararası ve Ulusal Katılımcılar - Üniversiteler
5 - 9 Aralık 2007 / 10.00 - 20.00

PANELLER                             DİNLETİLER
FİLM GÖSTERİMLERİ
KONSERLER                       SUNUMLAR

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesi

Koleksiyonlar - Geleneksel Türk Sanatları Sergisi
Ustaların Anısına Resim Sergisi / 5-9 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi

“Mavi-Su”  Karma Sergi / 5-25 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

T. İş Bankası İzmir Sanat Galerisi

K.K.T.C. Seramik Sanatçıları / Hayal DİMİLİLER ÖZNUR, Özge REFİK KUTSAY, Semral ÖZTAN
5-9 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

İTK Gazi Mustafa Kemal Paşa Kültür Merkezi ve Sanat Galerisi

Cengiz ONARAN Koleksiyonu “ Dünden Bugüne İzmir ”
Kartpostal ve Fotoğraf Sergisi / 5-9 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

Adnan Franko Sanat Galerisi

Ebru ÖZSEÇEN 1997 - 2007 Video Sunumu / 5-9 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

Ege Üniversitesi Kampus Kültür Merkezi

Bilal ERDOĞAN Anısına Resim Sergisi / 5-9 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü
Tayfun KOCAMAN “ İzmirli Sanatçı Portreleri ” Fotoğraf Sergisi
5-18 Aralık 2007 / 10.00 - 18.00

 

2. EgeArt SANAT GÜNLERİ
PROGRAMI:
tık

Yorum (2) :: Bağlantı

25/11/2007 - II.İzmir Bienal Sergileri-Lirik Denge 4

Kategori: Bienal

 

 

 

 

Attila Döl

Görünen Denge

Scen Equilibrium

 

Çizgiler yol oldu, lekeler durak.

Haritam çok karışık sanma;

bir çift göz, bir çift kanat.

Dokunsam sanki çırpınıp avucumdan kurtulacak…

 

 

 

Muna Silav Utkan

 

Hareket ve Renk

Motion and Colour

 

Her kanat çırpışı bir hareket, her hareket bir renk. Renktir yaşam. Renktir insan.

 

 

 

 

Berna Özlem Özcan

Büyüleyici sözler

Enthralling Words

 

Küresel iletişim ve yeni teknolojiler hayatımızın her boyutunu etkileyip dönüştürüyor. Her birey sosyal değerlerin yapıbozumuyla başa çıkma mücadelesi veriyor. Hepimiz giderek kendimize ve çevremize yabancılaşıyoruz. Duygularımızı ifade edebilmek giderek zorlaşıyor.

 

Bu bağlamda; tasarımda tipografik tasarım unsurları ile yaratılmış transparan katmanlar, doğada uyum ve ritim birlikteliğini gördüğümüzde, duygu ve söylemlerimizi ateşleyen unsurlar olmaktadır. Bu durum harflerin hiyerarşik düzeni ve renk kontrastları ile sağlanır.

 

Harf karakterleri, duygularımızı daha yoğun yansıtmak ve farklı h iler uyandırmak için resimsel bir bütüne dönüştürülebilir.

 

 

 

Sylvia Lüdtke

İnsan Kalbindeki 5 Dilek (Yaşamak, Sevgi, Barış ve Zenginlik

 

Yaptığı Çalışmalar ile Sylvia Lüdtke doğu kültürünün farklılığını ve zenginliğini kullandığı öğeler ile göstermek istiyor. Çalışmaları, doğu ve batı kültürü arasındaki bağa katkı vermek ve köprünün korunması ile geliştirilmesi amacını gütmektedir. Sanatçının hedefi, ortaklığı bulmak ve bu ortaklığı başka bir şekilde sergilemektir.

 

Yabancı ortamda kendimizi yansıtırız; yabancı topraklarda kendi özümüze döneriz.

 

 

 

DSC01972( www.negatif.com )

Mehmet Koştumoğlu

Şerhazat

 

Fotoğraf bilinen işleviyle zamanı ve mekanı kesen bir sonucu öngörür, durağandır ve bir zaman kesitini yansıtır. Fakat,fotoğraf makinesinin tekniğine bağlık dinamiklerinden biri sayılabilecek olan fotoğrafta hareket, hem düşsel olanı hem de gerçekliğe ait olanı bir yerde buluşturmayı amaçlar. Bu çerçeve içinde, fotoğrafa konu olan model objenin devinimini zamana yayılmaya zorlayarak soyutlanmış bir hareketi yansıtan fotoğraf ile fotoğrafın genel yapının aksine, zamana bağımlı ama nesnel gerçeklikten kaynaklı imgeleme dayanmayan ama bir öyküsü olmakla birlikte, daha çok duygusal ve sezgisel bir lirizmi öngören klasik müziğin birlikte kullanımının deneyimlenmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

DSC01984( www.negatif.com )

Hatice Keten

Lirik Nokta

Lyric Point

 

İnsanın, varlığını sanatla ifade edilişinin altında yatan, aslında dünyadaki dengenin içinde kendi yerini bulabilme arayışıdır, bir bakıma.

 

Sanatın ifade edilişinde,sanatın özü olan sıkıntı, coşku, aşk, acı, sevinç, keder, heyecan… tüm bu duyguların baskınlığı değişerek, izleyiciye taşıma kaygısı vardır.

 

Süregelen bu oluş şiddetli bir ivme kazanıp, lirik bir döngüye ulaşacaktır. Bu ivme bir bakıma dönen, çevreleyen bir sürece girecektir.

 

Tekrarlanan duygu-denge arayışı ve oluşan somut yaratım, sanatın köklerine izmlere bir bakışta atacaktır. Sürecin içinde duygularımızın bize yol gösterici ve belirleyici olup, eserde buluşması özü verecektir. Bu heyecanlı dönüşler, izmlere bakışlar, lirik arayışlar sonatçının vazgeçilmezi olmalıdır. Sonuçta, hep aynı duygu halleri sanatın özü olacaktır.

 

 

DSC01992( www.negatif.com )

Desen Halıçınarlı

İsimsiz

Untitled

 

Liriği en iyi yaşayan, taşıyan, hisseden “insan” ve kaçılamayacak portresi, bakışları…

 

Sevinç ve hüzün anlık yaşanır; bu duygular insanoğlunu doyumsuzluğa iter.mutlu olsa da üzülecek bir şeyi, üzülse de mutlu olacak bir şeyi vardır. İnsan hep ister ve hiç yetinmez. Çünkü fark etmesek de, kaygılansak ta lirik denge böyle bir yolla hayatımızdadır aslında –insan hayatındaki bu denge- dengesizliğin dengesi. Tükenmediğimiz sürece hiç bitmeyecek…

 

 

Tıpkı çağdaş sanat platformu olarak yürütülen sergiler ve bienallar gibi, “inadına” yapılan tuval resmi de, fark etmeden işleyen bu dünyada, artı-eksi dengesinin bir örneğidir. Bu nedenle, artık –şaşıramadığımız * çağdaş sanat objeleri, 1950’lerden kalma video art artıklarının karşısında en yalın ama derin konu “insan” seçilmiş olup, dengeli oluşturan taraflardan tuval resmini şiddetle ve hiddetle savunmaktadır…

 

 

DSC01996( www.negatif.com )

Nazan Düz

Dionysos

 

-İşte ben, Zeusun oğlu Dionysos, Kadmosun kızı. semelenin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı, Thebal toprağına ayak basıyorum. Tanrılığımdan  soyunup insan suretine girdim…Ben Lydia’nın altınovalarından geliyorum, İran’ın güneşten kavrulan kırlarını, bozkırların uzun surlarını; Media’nın buzlarla örtülü topraklarını, saadet diyarı Arabistan’ı, tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini, Barbarlarla Helenlerin karışık yaşadığı, güzel hisarlarla süslü şehirleri dolaştım. Oralarda korolarını topladım; dinimi, ayinlerimi öğrettim; şimdi kendimi Helenlere tanıtmak istiyorum. Helen toprağında Bakkhaların keskin çığlıklarıyla çınlattığım, kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsosu,sarmaşıklı asayı verdiğim ilk şehir Thebat oldu.  

 

 

Simber Atay Eskier

Manzaradaki Portrem

 

İki yıldır her hafta İzmir-Eskişehir tren yolunda seyahat ediyorum. Tren penceresinden doğayı, mevsimlerin değişimini, bölgeden bölgeye değişen havanın durumunu izliyorum. Her şey sürekli değişiyor.

 

Bazen izlerken, doğayla özdeşleştiğimi hissediyorum.bunun mutluluk olduğunu sanıyorum. Her şey mükemmel bir manzara ve dışavurumcu bir portre biçiminde kurgulanıyor. Aynı zamanda refleks olarak hep fotoğraf çekiyorum. Çalışmam bu izlenimlerimin bir sonucudur.

 

 

 

DSC02006( www.negatif.com )

Emine Kutlu Halıçınarlı

Ömrün Dünüydü Bu Günün Anılarına Armağan

 

That Was The Yerterday Of AWhole Life As A Gift To Today’s Memories

 

Hayata veda edenin ardında bıraktığı acı; bir gü geçmişi anımsatarak gülümsemeye dönüşebilmektedir. Sevgiyi,yaşanmışlığı sunabilmekte, varolmayışı kabullenişi, dünü, o günü, geleceği yoğurabilmektedir.yokluğu, yitikliği farkındalık içinde bu güne birden belirivermektedir. Ancak rengi “kara” adı “kara” değildir. Güneşin sarısı-turuncusudur artık. Can evinden vurulmuşluğun yakıcılığı yerini sıcaklığa bırakabilmektedir.

 

Acıyı yaşamak, kabullenmek ve benliğinin bir parçası olarak sindirebilmek insanoğlunun düşünce yeteneğinin en önemli başarılarından biri olmaktadır. Öyle ki, dengeyi inşa ettiği noktalardan biri olmuştur. Bu durumu en yalın haliyle görerek ait olduğu yere koyup sonraki süreci planlamak gerekmektedir. Gelenekler, süregelen birikim, yeni oluşumlar, etkileşimler,yaşama ait tüm gerekler sürecin dengesini kurmak üzerinedir. Ne yazık ki aynı insanoğlu dünyayı yaşanmaz kılarak ölümü sıradan yapabilmektedir. Savaşlardan ders almadan…

 

Yok oluşun bu kadar kolay olabildi günümüzde; ardanda anacak birini bırakabilmenin önemi, yaşamıyor olandan alınan bir armağan olsa gerek.

 

 

 

DSC02008( www.negatif.com )

Seher Kurt

İç Benlik/Inner Self

 

 

DSC02044( www.negatif.com )

 

DSC02044-1( www.negatif.com )

Nehir Öven Karaböcek

Etkileşim

Interaction

 

(Üniversiteye giden çocuğun ardından anne babanın mutluluğunun yanında yaşanılan güçlü yalnızlık ve hüzün)

 

… olası davranış dönüşümlerinin tonsal ve karşıt değerler ile anlatımı…

 

Tuval yorgun, bir o kadar kendinden emin, hamleler yapmaya hazır. Özlem, yalnızlık, mutluluk ve suskunluk hakim olan yapıtın dinamiği çocuğun umudunu ve geleceğini anlatan kırmızı.

 

 

Siyah, yaşanılan duygunun taşınması zor samimiyetini, belirgin kılıyor. Köpeğin ortada duruşu gidenle kalan arasında belirsiz noktada.

 

Tutku ve karmaşa içinde kadının beyaz duruşu…

 

Erkeğin şiddet içinde anlatımı adeta oluşum anını hissettiriyor. Suskunluk; zorunluluk ya da olağanlık arasındaki çizgide…

 

Hareketin disiplini ritmik olarak tüm tuvali etkisi altına almış durumda.

 

 

DSC02049( www.negatif.com )

Aylin Akad

Özben”in karmaşası

Chaos in the esence of self

 

Modern dünyanın getirisi olan “rasyonelleşme” yaşamın gizemli ve duygusal yanlarını eleyerek bireyi yok sayar ve onu yaşamın tüm alanlarında belirli kalıplar içinde yaşamaya mahkum eder. Modernizmin katı kuralcılığı, tek doğrucu bakış açısı ve duygudan tamamen arınmış yüzü ile dikte edilen rasyonel yaşam, insanı insan yapan duygulanımları; coşku, heyecan, hüzün ve sevinçleri baskılar. Bu durum ise, çağdaşlaşmanın bedeli olarak yalnızlık ve bunalımla karşılık bulur.

 

Modern toplumda birey, üretilen her şeye yabancılaşır rasyonel düşünmeye yönlendirilirken, önce kendini sonra da yaşadığı dünyayı parçalara böler. Tüm bu kalıplar içinde bocalarken kendi varlık gerekçesini aramaya başlar.

 

Bu proje, modern yaşamın getirisi olan dış baskıların bireyin ruhunda ve bedeninde yarattığı gerilimlerin oluşturduğu kaotik ”öz beni” sorgular.

 

 

S******* Dülgeroğlu Yavuz

Öylesine

Just so

 

Öylesine

Ne içimin savaşı dışıma dokunur,

Ne dışımın savaşı içime

Birbirinden bihaber

Birbirinden ayrı

Onları buluşturan tek şey bedenim…

Bedenim kararsız

Badenim ayrı

Bedenim istekli

Bedenim çekingen

Bedenim devingen

Hangisine boyun eğeceğini Bilemeden

Sürüklenir rüzgarda.

 

 

Orhan Cebrailoğlu

Melodi

 

“Melodi”, adlı işimde, içsel yolculuğun sınırları-sınırsızlıkları içinde kendini bulma edilimi vurgulanmaya çalışlmıştır. bu eğilim, melodileşen içsel yaratımların dengelenmesi üzerine kurulmuştur..

 

 

Leyla

 “Leyla” adlı işimde, aşkın hüznünün, suskunluğunun ve yüceliğinin yanı sıra içsel dengesini de ifade etmeye çalıştım. Bu denge, lirik dengenin görsel yansıması olarak da söylenebilir.

 

 

 

Ayşe Sağlam Yüce

Kompozisyon

Compotision

 

1-Yaşam ve sanat her ikisi ide bir bütünün arçaları gibidir. Büyük yerleşim birimlerindeki çevrelere şöyle bir bakılacak olursa hızla değişim halinde oldukları gözlemlenir. Buna koşut bir şekilde, sürekli yeniyi arayan sanat da hareketlilik kazanarak yaşamsal aktivitenin akışı içerisinde farklı ve özgün arayışlar içerisine girer.

 

Bu bağlamda resimlerimde çevre olgusu önem taşımaktadır.

 

2- "Kompozisyon” adlı bu resmimde soyut bir anlatım dili hakimdir. Geometrik parçalanmalarla yüzeyde plansal farklılıklar yaratılmaya çalışılmıştır. Bu parçalanmaları oluşturan öğeler de yine geometrik öğelerdir. Çizgi, kare, dikdörtgen, üçgen vb. gibi. Aynı zamanda bu öğeler değişik biçim, renk ve dokusal farklılıklarıyla resmin plastitesini oluşturmaktadırlar. Dörtgen içerisindeki bu sert öğelere karşın saydam, yumuşak geçişlere de yer verilmiştir. Renkler ve biçimler oluşturulurken denge unsuru çok önemlidir. Lirik denge; renk, doku ve biçimlerin karşıtlığı ve uyumu gibi değerlerle yakalanmaya ç alışılmıştır.

 

 

DSC02058( www.negatif.com )

Ayşem Es

İsimsiz

Untitled

 

“Hüznü ve sevinci içinde taşıyan coşkumuzu korumalıyız”…Kesinlikle katılıyorum.

 

Peki ya bunu dengesiz biçimde yaşamaya başlarsak? Son zamanlarda acımızı yüceltip, onu daha fazla yaşar olduk. Hatta sadece kendi acımızla yetinmeyip, başkalarının acılarını da izlemekten hoşlanır bir haldeyiz. Zaten bilindiği üzere modern dünyanın insanoğluna yaptığı kötülüklerden biri de yalnızlaşma ve kendinden uzaklaşma sonucu ortaya çıkan, duygularımızdaki sağlıksız oluşumlar. Bunun içine acıya olan eğilimimizi de koyunca lirik dengenin çoktan bozulmuş olduğunu görüyoruz. Ve bu dengesizliğin getirdiği trajik sonuçların merkezinde KADIN... Kendi ruh sağlığının yanı sıra, erkeğin kendisinin yaşadığı ruhsal duygu bozuklukları da olumsuz bir biçimde kadında son buluyor. Dolayısı ile çalışmam kadın merkezli.

 

Hüznümüzü ve sevincimizi dengeli bir biçimde yaşamalıyız. Bu şekilde dengesiz ve de saplantılı yaşamaya devam edersek, ileride gerçekten tedavi edilmesi gerekli hastalıklar haline gelecek, sevinç ve hüzünlerimiz. İşte bu yüzden korumalıyız lirik dengemizi.

 

 

 

DSC02060( www.negatif.com )

Nuri Yavuz

Tsunami II

 

Çalışmalarımızın konusu Tsunamidir. Tsunami depremle oluşan bir doğa olayıdır ve birdenbire oluşur, özünde spontane bir olaydır. Tsunami kıyı kentlerini enerjisiyle yıkar, yok eder ve değiştirir.

 

Resimlerimizde Tsunami’nin görsel etkileri plastik etkilere dönüştürülmüştür. Yaşamdaki zıtlıklar resimsel değerlere indirgenmiştir. Bu sürecin aynı zamanda sanattaki lirik oluşumlarla da doğrudan bir bağı vardır.

 

  

 

DSC02093( www.negatif.com )

Melih Apa

III. Dünya

 

Çalışmanın Halet-i Ruhiyesi lirizm çevremiz hakkında, dünyamız hakkında izlenimler edinmek ve bu izlenimlerle çevremizi ve dünyamızı okşamak anlamına gelmektedir. Küresel sermaye aracılığıyla zaten bireyin yaşayabileceği düşük yoğunluktan doruk noktasına lirizm biçimleri belirlenmekte ve bireylere aktarılmaktadır. Sürekli savaş tezgahlayarak, dünya üzerinde demokratik süreci askıya alarak aralarda, es’lerle yaşanabilecek yoğun duygulanımlar, gene aynı sistemin, küresel sermayenin artı hanesine işlenmekte ve doğal olarak, yaşanabilecek her tür duygulanım bir sömürü aracına, üretim süreci içinde bir hammaddeye dönüştürülmektedir.

 

  

Veysel Şaylı

Dengesel Resimleme

Balanced Illustration

 

Doğa, akıl almaz oluşum, bu oluşum sırlarla dolu bir var oluşu bizlere sunar. Doğanın beslediği, bizim üzerinde beyin fırtınaları gerçekleştirdiğimiz bu sırlar milyarlarca yıldır akıl almaz bir şekilde devam eder. Her ne kadar insanlık, bu düzeni alt üst edecek her şeyi yapsa da, denge buna karış çıkar. Bu projede, doğanın insanlardan arındırılmış sıra dışı boyutları “dengesel resimlemeler” ile ifade edilmekte, var olan zıtlıkların, her koşulda dengelenebileceği ve ahenkli bir görsellik sergileyebileceği, yapılan düzenlemelerle gözler önüne serilmektedir.

 

 

 

Berna Özlem Özcan

Büyüleyici sözler

Enthralling Words

 

Küresel iletişim ve yeni teknolojiler hayatımızın her boyutunu etkileyip dönüştürüyor. Her birey sosyal değerlerin yapıbozumuyla başa çıkma mücadelesi veriyor.

Hepimiz giderek kendimize ve çevremize yabancılaşıyoruz. Duygularımızı ifade edebilmek giderek zorlaşıyor.

 

Bu bağlamda; tasarımda tipografik tasarım unsurları ile yaratılmış transparan katmanlar, doğada uyum ve ritim birlikteliğini gördüğümüzde, duygu ve söylemlerimizi ateşleyen unsurlar olmaktadır. Bu durum harflerin hiyerarşik düzeni ve renk kontrastları ile sağlanır.

 

Harf karakterleri duygularımızı daha yoğun yansıtmak ve farklı hisler uyandırmak için resimsel bir bütüne dönüştürülebilir.

 

 

  

 

DSC02235( www.negatif.com )

 

 

DSC02209( www.negatif.com )

 

 

DSC02019( www.negatif.com )

Emine Karakaş Bekişoğlu

Adı İnsan

 

Modernleşme sürecinin başlamasıyla bireysel olarak yalnızlaşan insan lirik dünyasında da yalnızlaşmaya mahkum edilmektedir. Kentleşmenin getirdiği doğadan uzaklaşma ise insanların hayatlarını geniş veya dar mekanlarda sürdürmesine neden olmuştur ve artık içe dönük yaşamlar başlamıştır. Metropollerde, yaşam alanları keskin sınırlarla belirtilmiş bu mekanlarda insanlar sevinci ve hüznü birbirinden kopuk halde kendi içsel dünyalarında yaşayarak duyarsız toplumlar oluşturmuşlardır. Oysa doğada her canlının birbiriyle bir şekilde yaşam ilişkisi vardır. İnsanın tekrar doğayla iç içe yaşamaya başlamasıyla var olmamızın temel özelliği olan paylaşım ve sorumluluğu tekrar yakalayabilmektir umudumuz…

 

 

DSC02024( www.negatif.com )

Sabit Baytan

LİRİZM: Kişinin coşkun, ilham dolu halidir.

DENGE: Bir nesnenin veya insanın devrilmeden durma hali; zihinsel ve duygusal uyum; sosyal ve ekonomik yaşamın uyumlu olması hali..

 

Bu iki kavram birbiri ile belli bir denge içerisinde olmalıdır. Aksi halde yaşamda, ekonomide ve sanatta yaşanan, daha doğrusu bugün dünyada yaşanan kaosa dönüşür. Örneğin teknolojide ve doğada yaşanan dengesizliklerin buzulların erimesine, iklim koşullarının değişmesine kuraklıkların başlamasına, toplum sağlığının bozulmasına ve hastalıkların çoğalmasına neden olması gibi. Bu teknolojik dengesizlikler toplumun ruhsal yapısına da yansıyacaktır. Sanat da toplumun bir parçası olduğuna göre bu dengesizlikler, üreteceği eserlerde de kendini gösterecektir. Lirik dengesi olmayan bir dünya düşünülemez. Her iki kavram da birbirini tamamlamak zorundadır. Aksi halde sosyal, ekonomik ve sanatsal dengesizlikler başlar. Zira güzeli güzel yapan unsurların birincisi dengedir. Oranlı bir denge… Denge zıtlıkların oranlı birleşimidir. Dengeyi kurabilen toplumlar gelecekten endişesiz, coşkulu, geleceğe güvenle bakan mutlu toplumlardır. Sanat o toplumun aynası olduğuna göre. ...

 

 

 

DSC02040( www.negatif.com )

Naile Salman Çevik

Paradoksal

Paradoxical

 

“Paradoksal” adlı işimde, bireysel hak ve özgürlüklerin sınırları ya da sınırsızlıkları sürecini mekansal boyutta kent/bina/konut/ev kavramlarıyla sorgulamayı denedim. Bu sorgulama sürecinde duygusal ve bireysel yaklaşımlar küçük kareler içinde sınırlandırılmış alanlarla verilmek istenmiştir. İşlerin üst kısmındaki yarım daire şeklinde yer alan biçimler bireysel/toplumsal denge kavramı vurgulanmak istenmiştir. Toplumsal denge ve belki de kentsel denge modern insanın en önemli sorunsalıdır.

 

 

 

DSC02042( www.negatif.com )

Faden Suzan Kudsioğlu

Yaşama Dair II

 

Paylaşmanın, acılara, sevinçlere ortak olmanın, bir başkasının gözlerinden akan yaşların sizin yüreğinizi dağlamasının güzelliğini unuttunuz. Sıcak bir dost elinin dokunuşundaki şifayı görmezden geldiniz. Görmezden geldiğiniz aslında var olmak ya da yok olmak olgusunun ta kendisiydi ki, siz şu inatçı “biz” yerine “ben” diyen halinizle yok olmayı seçtiniz. Tanrı’nın sonsuz cömertliği ile bize sunduğu, mucizevi dengeler ile güzellikler sunan dünyamızı sadece kendinize ait sanmanın verdiği hırs ve bencillikle tüketip bitirdiniz. O dünya ki lirik dengenin vücuda gelmiş hali iken, siz kendi lirik dengenizi alt üst ettiğiniz için kırıldı, döküldü ve yok oldu.

Ama ne mutlu bize ki dünyamız bize mahsusu o yok edici “ego” ya sahip olmadığı için en karanlık günde bile kalbindeki pırıl pırıl umut ışığını tüm iyiliği ve cömertliğli ile bizimle paylaşmakta sakınca görmüyor. Küllerinden doğan masal kuşu misali yine var olacağını, gülümseyeceğini müjdeliyor bizlere…

 

 

DSC02282( www.negatif.com )

Dizar Ercivan Zencirci

Yeni Yüzler

New Faces

 

Çocukken geceleri rüyalar görürdüm. Hepsi bir film gibiydi. Filmlerimin baş kahramanlarıyla oyunlar oynardık. Onlar hep iyiydi. Hepsi farklıydı, rengarenkti, hep mutluydu ve en önemlisi de hepsi beni seviyor ve bana da mutluluk veriyorlardı. Uyandığımda o yüzleri görmek isterdim okulda, sokakta, her yerde. Hatırlıyorum da aslında çevremdeki insanları, görmek istediğim gibi de görebiliyordum. Öğretmenim annemdi, arkadaşlarım kardeşimdi.

 

Bazı geceler rüya görmediğimde, uyanıp da rüyayı hatırlamadığımda ya da onlara ihtiyaç duyduğum karanlık günlerimde beni mutlu edecek, eğlendirecek, sevebileceğim yeni yüzler yaratmaya çalışırdım

 

Şimdi büyüdüm. Çok rüya göremiyorum. O eğlenceli rüya arkadaşlarımı özlüyorum ve merak ediyorum neredeler?

 

            : Başka çocukların arkadaşları mı oldular?

 

            : Bu çocuklar da yeni yüzler yaratabiliyor mu?

 

 

 

 

DSC02079( www.negatif.com )

Reyhan Demir Bağatur

Bensiz Bir Hiçsin

You’re Nothing Withouth Me

 

İşitme duyusu mekan algısının önemli bir bileşenidir.sesler de mekan olmadan tek başlarına bir anlam ifade etmezler. Aynı zamanda iletici ve alıcının olmadığı durumlarda sesin de olamayacağı bir gerçektir. Durağan mekanda somutlaştırıcı bir etki yaratan sesler, algılayıcı konumunda olanlar tarafından anlamlandırılırlar.sesler, insan olmanın temel göstergeleri olan acı-sevinç, hüzün-coşku, gerilim-rahatlama, nefret-şefkat,iğrenti-şehvet gibi duyguların şiddetini azaltır ya da arttırırlar. Sessiz bir coşku eksik değil midir? Ya da sessiz bir çığlık…

 

Bağlantı

21/11/2007 - İzmir Bienali- 'Lirik Denge' Sergiler 3

Kategori: Bienal

DSC01910.JPG( www.negatif.com )

 

 

Hakan Yöney 

 

Avuntu Resim

Arayış Resim

Sessiz Sohbet

 

Sanatçı yapıtlarını yarattığı süreçte hüznü, mutluluğu, acıyı, aşkı, coşkuyu bir bütünmüşçesine yaşar. Bu yüzden iyi bakan bir göz için, resimlerde bu duyguların yansımalarını görmek kaçınılmazdır.

 

 

 

DSC01871.JPG( www.negatif.com )

 

DSC01872.JPG( www.negatif.com )

 

DSC01873.JPG( www.negatif.com )

Bekir İnce

Ateş, Ateş!

Fire, Fire!

Kentin ortasında, deniz üstünde havalı tüfekle balon vurma hadise nasıl açıklanabilir, masum bir lunapark eğlencesinden öte anlamı var mıdır?

 

Neredeyse her tür eğlencemizin yegane süsü olan ve çocukken elimizden uçup gittiğinde göz yaşı döktüğümüz, bu sevimli şeyleri yok etme dürtümüz nereden gelir?

 

Balonlar yok olmaya direnebilirler mi?

 

Son birkaç yıldır, Bağdat’ın, Felluce’nin sokaklarında kol gezen ölüme inat, oynarken yitip giden balon yüzü görmemiş çocuklar, ipe dizilmiş balonlar kadar masum ve çaresizdiler.

 

Geçenlerde hafif bir esintiyle ipin etkafında fırdöndü misali dönmeye başladılar. Balonların, izleyeni keyiflendiren, nişan alanı tahrik eden, çok sürmeyecek bu oyunları görsel bir şölene dönüşmüştü çoktan.

 

 

 

  DSC01866.JPG( www.negatif.com )

 

 

DSC01865.JPG( www.negatif.com )

 

DSC01864.JPG( www.negatif.com )

Orçun Çadırcı

 

Bekleyiş

Hayal/et/ler

 

Geçicilik, yaşamsal doğa gereği var olanın yok olmaya mahkumiyeti biçiminde değerlendirildiğinde ortaya çıkan kavram ölümlülüğe tekabül etmektedir. Buradan kabıldığında öteden beri insanoglunu rahatsız etmiş olan bu yok olma durumuna: kimi zaman tanrısal, kimi zaman felsefi, kimi zamansa şiirsel bir anlam katma çabasının kendini göstermiş olduğu görülmektedir. Bu bağlamda sanatsal yaratma edimini ölümlülüğe bir tür başkaldırı olarak değerlendirmek pek de yadsınacak bir durum gibi görülmemektedir.

 

Geçicilik bu bağlamda düşünüldüğünde yok oluşun kaçınılmazlığını vurgulayan bir kavram olarak karşılamaktadır insanı. Ölümün insanda uyandırdığı duygu durumu itibariyle, var olma sorunsalı olarak yaşama tutunma savaşı, bir tür lirizme denk düşmektedir. Geçiciliğe karşı, sonsuzluk önermesi ile yola çıkan sanatçı teslim olmak zorunda kalacağı yok oluşa yapıt üretme suretiyle karşı durur. Bu çerçevede düşünüldüğünde geçiciliğin koruduğu bir dengeden söz edilebilir. Denge, bu bağlamda, doğa kurallarının gereğini yerine getirerek var olanın yerine var olacak olana terk etmesi suretiyle kurulmaktadır.

 

 

 

 

 

DSC01863.JPG( www.negatif.com )

 

DSC01858.JPG( www.negatif.com )

Zafer Güngen

Savaş Boyalı Toplum

War Painted society

 

Günümüz insanlarının, gündelik yaşamlarında bile ardında belirecekleri gizli ve acımasız içgüdüleri vardır. Savaş boyalarını ise hiç beklenmedik bir anda sürüp karşınıza geçebilirler. Bu bağlamda, yaşamın dengesi sıradan insanların, Anlık savaşlarındadır beklide.

 

 

 

DSC01876.JPG( www.negatif.com )

 

DSC01875.JPG( www.negatif.com )

Özgür Özkan

Yeşil/Kırmızı  2260yükle

 

Resimde simgelerin, işaretlerin, izlerin, motiflerin yığın etkisi oluşturacak biçimde sıkı sıkıya birbirine bağlı şekilde, üst üste, zaman zaman birbiri içinde yok olan, zaman zaman da birbirleri arasında etkileşim ile yeni oluşumlara yol açan bu tuval yüzeyinin istilasına dayanan yeni bir düzen ve denge arayışı…

 

 

 

 

DSC02255( www.negatif.com )

Özlem Heptunalı

 

“HAYATA DAİR” Konseptinde “Denge(siz)siniz” (lirik denge tablosu)

 

yüklerin en ağırı aynı zamanda yaşamın sağladığı en şiddetli doyumun da imgesidir. Yük ne kadar ağır olursa, yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek daha içten olur. Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz. Rastlantıların, sadece rastlantıların söyleyecek sözü vardır bize. Gereklilikten doğan, olmasını beklediğimiz, günbegün yinelenen her şey dilsizdir…

 

hayat bir oyun gibidir. Provası olmayan… çok parçalı hayatlar, bütünlüğünü kaybetmiş insanlar… sanal dengelerin oyunu.

 

 

 

 

DSC01854.JPG( www.negatif.com )

Nezaket Tekin

Urbanima

 

Önüm arkam sağım solum…

Neredeyim ben?

Bir yanımda en elit bloklar…

Diğer yanda inşası devam eden yapılar…

Hemen arkamda çöp toplayanların barakaları…

Bu tarafta ise kapı önünde bir divan,

Neden orda bilmem…

 

Sürüden ayrılan kuzuyu kurt kapar!

Ama ben bir yere gitmedim ki!

Bana bir yer kalmadı ki!

 

 

 

DSC01847.JPG( www.negatif.com )

Seda Özen

Do you want to go?

Its rainy again.

 

Sessizce olup bitenler karşısında memnun olmayı bekleyen bakışlar güneşi görmek ister, ama bugün hava yine yağmurlu…

 

Su yüzeyindeki parıltı, gri bir bulutun etrafındaki gümüş hat. Her ikisi de aynı kaynağı kullanır fakat yarattıkları (birçoklarına göre büyüleyici, cazibeli) manzarayla kaynağın gücünü gölgede bırakır. Mütevazı güneş üzerine düştüğü, yansıdığı, yansıttığı her şeyi kendi varlığını saklarcasına belirgin kılar. Nötr bir ortam içerisinde ise nesnelerin ışığını görmek, fark edebilmek zaman alır. Bu yüzden, çoğu zaman bu uzun bekleyişten kurtularak kolayca başka kaynaklarla aydınlanılır. Hali hazırdaki bu kaynaklar elbette ki basit yöntemler, sıradan görüntüler sunar.

 

 

 

 

DSC01842( www.negatif.com )

Çınla Şeker

İçimdeki Felaket

 

“…lirik denge, acı ve sevincin birlikteliği ise; bende dengeden eser yok. İçimdeki tek varlık acı! Lirik dengenin yokluğu, felaketin ta kendisi, sonuç; ne bir renk, ne bir nefes…”

 

 

 

 

DSC01840.JPG( www.negatif.com )

Gülcan Şenyuvalı

 

A popular love story with a happy ending?

 

 

 

DSC01839.JPG( www.negatif.com )

 

DSC02229( www.negatif.com )

Ardan Özmenoğlu

İsimsiz:

Untitled:

 

Bir iz arıyorum… Geçmişten bugüne kalan…

 

Öncelikle kaynağından başlamak zorundayım. Nerden gelmektedir bu iz? Ellerimizden mi dudaklarımızdan mı? Yoksa acıdan veya sevinçten mi? Belki de hepsinden. Bu izin şekli nerdedir? Dudaklardan başlamak isterim.

 

Dudakların kendine özgü izleri vardır. Her insan kendine özgü dudak izleri taşır. Dudaklar acıyı, sevinci şekillendirir. Konuştuğumuz kelimelerle bile dudaklarımızla izler bırakırız. Görünmeyen izler.

 

Sanat eserlerimde kendi dudak izimi kullandım. Kendi dudak izimin gerçek ölçüsünün çok daha üzerine çıkararak onun bütün ayrıntılarını görebilecek boyutlara ulaştırdım. Bu izi geçirgenliğinden dolayı 4 adet pleksiglasa, ipek baskı tekniğiyle bastım. Baskıda siyah renk ve transparan boya kullandım. Böylelikle görünmeyen ama dikkatli bakıldığında fark edilebilen izler oluşturdum. Tıpkı gerçek hayatlarımızdaki gibi. Projelerimi kırmızı ruj kullanarak gerçek öpüş izimle tamamladım.

 

 

 

 

DSC01913( www.negatif.com )

Hatice Keten

 

Lirik Nokta

Lyric Point

 

İnsanın, varlığını sanatla ifade edişinin altında yatan, aslında dünyadaki dengenin içinde kendi yerini bulabilme arayışıdır, bir bakıma.

 

Sanatın ifade edilişinde, sanatın özü olan sıkıntı, coşku, aşk, acı, sevin, keder, heyecan…tüm bu duyguların  baskınlığı değişerek, izleyiciye taşıma kaygısı vardır.

Süregelen bu oluş şiddetli bir ivme kazanıp, lirik bir döngüye ulaşacaktır. Bu ivme bir bakıma dönen, çevreleyen bir sürece girecektir.

 

Tekrarlanan duygu-denge arayışı ve oluşan somut yaratım, sanatın köklerine izmlere bir bakışta atacaktır. Sürecin içinde duygularımızın bize yol gösterici ve belirleyici olup, eserde buluşması özü verecektir. Bu heyecanlı dönüşler, izmlere bakışlar, lirik arayışlar sanatçının vazgeçilmezi olmalıdır. Sonuçta, hep aynı duygu halleri sanatın özü olacaktır.  

 

 

 

DSC02193( www.negatif.com )

Şeyda Eraslan

Lirik Bir Yalnızlık; Ada Havası

 

İçimden geldi mavi sürdüm. Mavi adaları, adalar yalnızlıkları çağırdı. Adalarda kayboldum. İçimden geldi adalarda kaldım. Renk oldum. Biçim oldum. Kendim oldum.

 

 

 

 

DSC02197( www.negatif.com )

Aydın Zor

Duvarlar Yıkılmadı mı?

 

Duvarlar yıkılmadı mı?

Berlin Duvarı’nın 1989 yılında yıkılmasıyla soğuk savaşın bittiği, esaret ve özgürlüğün arasında uzayıp giden sınırların yok edildiği bütün dünyaya ilan ediliyordu.

 

Bu olayın ardından uzun yıllar geçmesine rağmen inşa edilen yeni soyut duvarlarla toplumlar birbirinden ayrılıyordu. Bu soyut duvarlar tüketim ve satın alma gücüne dayalı olan varlık ve yokluk duvarlarıydı. Gelişmekte olan ve özellikle de az gelişmiş uluslar bu duvarların ardında ölüm kalım savaşı verirken, Orta Doğu’da yeni utanç duvarları olanca soğukluğuyla çirkin yüzünü insanlığa bir kez daha göstermeye başladı.

 

Oysa yıllar önce duvarların yıkıldığını görüp mutlu olmuştuk. Duvarlar yıkılmamış mıydı?

 

Dünyanın birçok yerinde var olan soyut veya somut utanç duvarlarını yıkarak paylaşıma dayalı bir gelecek hazırlamak bütün insanlığın ortak gayesi olmalıdır.

 

 

 

DSC02220( www.negatif.com )

Reyhan Demir Bağatır

Ben, Sen, Onlar.

I, You., They

 

“ben” deyince

         sadece ben

“sen” deyince

         ben ve sen

 

Biz… Bizler tarafından koparılan, yırtılan “şey”ler öylece tüketim malzemesi

Olarak atılıp gidiyor. Kendimizi soyutlayarak bencil ve acımamızsa, yine üyesi olduğumuz topluma ve ezerinde yaşadığımız gezegene ihanet etmiyor muyuz? Yaşamı sonsuzmuş gibi yaşayan sen, bu düşünceyle ortaya koyduğun tüketme davranışlarının verdiği zararı ne zaman sorgulayacaksın?

 

 

 

DSC02222( www.negatif.com )

Behdat Lahooti

İsimsiz

Untitled

 

 

 

 

DSC02226( www.negatif.com )

Hüseyin Sönmez

 

Sürüp giden yaşantımız ve sanatımız, hep bir arayıştır. Bu arayış içerisinde sevinçlerimiz kadar, belki de daha fazla hüzünlerimiz gizlidir.

Hüzünlerimizdir olasılıkla sevinçlerimizi anlamlı kılan. Bu o kadar ilginç bir dengedir ki siyahı beyaz, dolulukları boşluklardır anlamlandıran. Heyecanla sürülmüş çalak bir fırçanın bıraktığı ize vurgu yapan, tuvalin suskunluğudur. Beldi de, susuşlarımızdır, suskunluğumuzdur içimizde kabaran dalgalanan heyecanımızı besleyen.

 

 

 

 

DSC02240( www.negatif.com )

Emrah Uysal

ARA/la/MALAR

 

                               Kendimi aradım.

                                        Herakleitos

 

Emrah Uysal’ın yapıtlarında insan; arayışın süregittiği bir açmaz olarak yaşamın, önüne çıkardığı arapsaçı yumağı aralamak suretiyle, içinde yaşadığı metropol dokunun düzenli kurgusundaki kaos içre yol arar kendine… Bu çerçevede ifade bulan yapıt, takılınan ayrıntının en yalın haliyle dile getirildiği anlatı aracıdır artık.

                                                                                Orçun Çadırcı

Yorum (0) :: Bağlantı

20/11/2007 - Basında İzmir Bienali-Bienalde Lirik Denge

Kategori: Bienal

 

 

 

Buca Eğitim Fakültesinde Atölye Çalışmaları

 

 

Doç. Dr. Bedri Karayağmurlar

 

 

 

Yorum (0) :: Bağlantı

18/11/2007 - Lirik Denge üzerine Projeler-İzmir Bienali

Kategori: Bienal

Buca Eğitim Fakültesi II. Uluslar arası Görsel Sanatlar buluşması İzmir Bienali 

 

http://befsanat.blogspot.com/
http://bedrikarayagmurlar.blogspot.com

http://bedrikarayagmurlar.com

 

 

 Proje çalışmaları

 Mekan: Agora Alışveriş Merkezi

 

 

DSC02169( www.negatif.com )

Ediz Yenmiş – Mehmet Fahracı 2169

Kokteyl

 

İnsanın kulaklarını sağır eden bu uğultulu durum, sanatı ve sanatçıyı daha gerçekçi, anlaşılır ve sokaktaki insanı içine çekebilecek bir dil üretmesini zorunlu kılmaktadır. Sanatçı, kapitalizmin evrimleşerek yarattığı haddini bilmez, şımarık, ukala, acımasız çocuğu “küresel düzeni’nin” tüm yaratımlarını ve ilişkilerini daha cesur, kararlı ve hakiki çalışmalar üreterek anlatmalıdır. İyimser bir dünya düşü yaratmadan ve sokaktaki insanı buna inandırmadan önce sanatçının yapması gereken, kendi parmağını ısırarak acıyı hissetmesi daha sonra bunu izleyicisine yaptırarak hissettirmesidir.

 

Evet, dünya şimdiki zaman diliminde yaşadıklarını yaşamayabilir. Bunun için güçlü bir dirençte gösterebilir. Bunun mümkün olduğu, inancını sokaktaki insanın yüreğinin içine ekerek oluşturabilir. Hakikati tüm çıplaklığıyla resmetme cesaretini ve ustalığını edinerek yapabilir. Gelecek zaman dili ekinin hakim olduğu barışçı, adaletin kendini daha rahat bir şekilde tarif ettiği ütopyalar tasarlarken. Sürekli sınır ihlallerinin yaşandığı dünyanın doğusu ve ortası diye tanımlanan coğrafyayı tek renkle mi resmedeceğiz. Tek bir renk kullanacaksak bu hangi renk olmalıdır. Küresel sermaye bu coğrafya için tek bir renk “kırmızı”yı” düşünürken sanat onun üstüne kapatacak rengi bulmak için ortak bir hareket mi üretmelidir. Yoksa olanlar oldu, geçmişi unutalım, yarına bakalım sözünden mi hareket edecek. Hep beraber daha güzel bir dünya için ütopyacı fikirler mi üretmeliyiz…

 

 

 

DSC02159( www.negatif.com ) DSC02153( www.negatif.com )

Canan Demir 2153-59

Birlik

Oneness

 

Hangi yol, yol olur? Varacağı bir yer yoksa… Yollar farklı yönlere gider; birbirine bağlanmak için… Farklı yaşamları, zıtlıkları varsa da yollar yapmışlardır; birlik içinde bir denge olmak için…

 

 

 

DSC02165( www.negatif.com )

Nurhayat Yenice 2165

 

ELVEDA!...

FAREWELL!...

 

Hayat; Can ateşinin yanması.

Ölüm: Can ateşinin sönmesi.

 

Sanat; Ölümsüzleşme çabası.

 

Lirik Denge

Can ateşi sönen,

Toprağa düşen bedenler.

 

Sevgisiyle bizde

Ölümsüz; ışık bedenler.

 

Acı ve hüznün lirik

Seslenişi; “ELVEDA”

 

 

 

DSC02142( www.negatif.com )

Bengü Bahar

Ailede Denge

 

Çatışma bir arada yaşayan insanların olağanıdır. Ailede bir problem olarak görünen farklı yönelimler aslında biradalığı dengeleyen gereksinimlerdir. Sorun bu durumun oyundan öteye geçtiği anlarda ortaya çıkar. Aile çekirdek olma düzeninden uzaklaştığı sürece dış faktörler tarafından dengesini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Burada bireyin kendi iç dengesi devreye girmelidir.

 

 

 

DSC02152( www.negatif.com ) DSC02139( www.negatif.com )

Ferhunde Algaç Meriç

 

 Aslında “denge” bazen bir sorun, bazen de sorunun bir çözümü olarak karşımıza çıkar. Dengeyi kurup sorundan kurtulmak mı çare? Yoksa, aslında çözüldüğünü zannettiğimiz şey sorunun başlangıcı mı? Bilinemez. Bu anlamda bir denge oluşturmak çabası gereksiz bir çaba gibi görülse de sonsuz bir arayışın başlangıcıdır da aynı zamanda… sanatçı, işte bu sonsuz arayışın içinde bir denge oluşturma çabası ile üretir; kendini ve eserlerini…

 

Hayat da sonsuz bir arayıştır zaten… En basit anlamda çocukluğumuzdan yetişkinliğimize kadar olan yaşamımızda, toplumun bize direttiği pek çok şey ile kendimiz arasında denge kurma çabası içerisindeyizdir. Her ne kadar tüm bu olup bitene karşı koyma eğiliminde olan bir azınlığın içinde yer alsak bile, yakın çevrenin baskısı ile kendimizi çeliştiğimiz pek çok eylemin içinde buluveririz. Bir anda, mantık yürütmeden gerçekleşen bu eylemler, bize düşünme imkanı taşımayan, alışılagelmişlikten kaynaklı, geleneksel bir tür ritüele dönüşüverir. Hayatımızda kendi adımıza kurduğumuz denge birden bozulsa bile diğer bir yandan da yakın çevremiz ile bir denge kurulduğunu fark ederiz.

 

Ortaya koyduğum yerleştirmeler; bu dengenin bozulduğu durumlardan sadece ikisi üzerine yoğunlaşarak oluşturulmuştur.  

 

 

 

DSC02160( www.negatif.com )

Cüneyt Kurt

Gerçek Düş:

Real Dream:

 

Bu çalışma anne karnındaki henüz doğmamış bir bebeğin teknolojik araçlar kullanarak kaydedilmiş yaklaşık beş (5) dakikalık bir videodan (DVD) oluşmaktadır.

 

Birkaç yıl önce kaydedilmiş olan bu görüntüler sevinç, hüzün, mutluluk gibi tüm insanlara ait duyguları bir ara