BUCA EĞİTİM FAKÜLTESİ
II ULUSLAR ARASI GÖRSEL SANATLAR BULUŞMASI –İZMİR BİENALİ
-Görseller ve proje bilgileri Duygu Oruçoğlu ve Tülin Doğruer'in izniyle alınmıştır. Görsellerinin bu sayfada paylaşılmasını istemeyenler nursen.gorsen@gmail.com adresine bildirebilir, hemen silinecektir.-
PERDE PROJELERİ ORTAK ÇALIŞMASI-Sonsuz Bir Dönüştür Sanat
PROJE 1 -(PERDE)
Tülin Doğruer, Duygu Oruçoğlu, Sema Görsoy Başak, Necla Neşeli Civan, Hasan Koç, Gülin Çakal, Fatma Tuzla
(Ümran Baradan AGSL Kemalpaşa-İZMİR)
PERDE
Nedir yaşanan dev perdenin gerisinde? Anlamını yitiren toplumsallık, yozlaşma, sinirleri alınmış duygu atıkları ve olgular sindirilmekte ve tepkisizlik dengeyi bozmaktadır.
İnsanlar, her tarihsel dönemde ortaya çıkan toplumsal kargaşada suçlu ararlar. Her dönemin kendine özgü kurbanları vardır. Bu kurbanlar aynı zamanda yaratıcılardır. Büyük hayat spotlarının aydınlatamadığı köşelerde soluk alıp veren yaratıcılar yalnızca marjinal değerlere mi sahiptir? Oysa onlarında gündelik varoluş öyküleri vardır. Suçlu bu yaratıcılar mıdır?
Oysa bir filmdir perde arkası, her sanatçının tuvaline yansıyandır. Hayatı tuvallere böler ve tek tek boyarız. Yaşama ait bitkinliklerimizi, çarelerimizi, çaresizliklerimizi parçalara ayırır tekrar tekrar boyarız. Hayata rengini veririz böylece. Perdenin gerisinde kalandır boyadıklarımız, çizdiklerimiz…
Perde arasında kendi acıklı ya da gülünç gerçeklerimizi yaşarız. Sahte bir dünyadır kurduğumuz çoğu zaman. Gün gelir boğuluruz kendi denizimizde.
Perde yaşam ile ölüm arasındaki süredir. Perde; içimizde taşıdığımız nefret veya sevgidir. Yaşantımızın her bir bölümü bir perdedir, doğumla açılan, ölümle kapanan perdeler,
BU KAÇINCI PERDE, PERDE ARKASINDA KİM VAR,
SANAL PERDELER ARALANDI, RENGE DÖNÜŞEN PERDELER,
YEDİ PERDELİK SANSÜR,
VE PERDE…

Tülin Doğruer, Duygu Oruçoğlu, Sema Görsoy Başak, Necla Neşeli Civan, Hasan Koç, Gülin Çakal, Fatma Tuzla
(Ümran Baradan AGSL Kemalpaşa-İZMİR)
Perde/ Curtain
Kapalı bir mekanda tavandan 7 adet korniş asılacaktır. Bu kornişlere her bir katılımcı kendi tasarladığı perdeyi yerleştirecektir. Perdeler arasında oluşan koridorların sonunda her bir katılımcının fotoğrafı ve perdeye yüklediği anlamı belirten ifadelere yer verilecek, her bir katılımcının perdesiyle bağlantılı olarak belirlenen sesler birleştirilerek ses efekti olarak verilecektir. 7 kişiden oluşan bu grupta her katılımcı kendi perdesini hazırlayacaktır.
Tülin Doğruer
Üzerinde tütün balyalarının kod numaraları olan çuha bezi perde olarak düzenlenecek ve yüzey üzerine müdahale edilecektir. Perdenin ön yüzeyinde tavandan sarkan seçili bir obje yer alacaktır.
Necla Neşeli Civan
Şeffaf bir perde ve perdenin arkasında üç boyutlu olarak tasarlanmış asılı objelerden kurulacaktır.
Gülin Çakal
Perde üzerinde kırık ayna parçaları ve bu parçaların kırılan arka yüzeyleri üste gelecek şekilde perdelenecektir.
Duygu Oruçoğlu
Dantel perde üzerinde kimlik sorgusunu ifadeleştiren kelimeler yer alacaktır.
Sema Gürsoy Başak
Perde, dikine iki parçalı fotoğraf filmi kareleri şeklinde oluşturulacak, Parçaları birleştirmek için seyahat biletleri kullanılacak ve perdenin ortasında yol çizgisi şeklinde beyaz şerit çekilecektir.
Fatma Tuzla
Üzerinde bir kısmı şeffaf, bir kısmı ..olan mavi çizgili perde düzenlenecektir. Üzerine seçilmiş objelerle müdahale edilecektir.
Hasan Koç
Ülkeler arasındaki sınırları oluşturan perde, iki boyutlu düzenleme şeklinde ifade edilecektir.
1.PERDE

Dışındayızdır yaşamın, zamanın ardından koşup giden insanları izlerken. İçinde olamayışlarımızın sorgusudur gördüğümüz. Güvenli bir set ardından yakalarken görüneni , her birine anlam yükleriz.. Her birine bir renk : mavi, yeşil, turuncu , siyah ya da beyaz... Köşe başlarında anlamlardır bekleyenler.. heykel gibi durmaktadır.. Peki durduğunuz yerde siz hangi anlamdasınız? Ve izlerken perdenin ardından , söyleyin , sizin renginiz ne ???
Neclâ NEŞELİ CİVAN
2. PERDE

“Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece”
Menzili belli olmayan sürprizlerle dolu bir yoldur hayat. Bir anda daralıverir. İnişli çıkışlıdır. Virajları her zaman yumuşak olmaz.Bazen ayağımıza taşlar takılır yürürken, bazen çiçek bahçesinde dolaşırız. Kimi zaman şarkı söyleriz avaz avaz; kimi zamansa kalakalırız düğüm düğüm. Hüzünler, neşeler, güzelliklerle dolu bir yol...
Yolcuyum ben de. Şanslı bir yolcu. Tüm yolculukların sonunda mutlulukla gülümseyebilen.
Bir seyahat biletinin sonunda asılı duran bir diğeriyle ertelenen mutluluk. Gönül, zamanı düşünmeden, biletsiz mutluluk istiyor..
Sema GÜRSOY BAŞAK
3. PERDE

Simgesel anlamda bir fenomendir perdeler...Görünüşlerimizin ardındaki çekirdekte gizlidir özümüz. Görünenin arkasındadır tüm hesaplaşmalarımız..
Dünyaya takınılan bir maskedir perde..Bu maskelerle oynarız tüm oyunları, bedenimiz bir köşede soluksuz kalıncaya kadar. Hayatı rollerimizle avutur da tüketiriz.
Eleştirdiğimiz sistemdeki rollerimiz olmadan kendimizi hangi tümcelerle tanımlarız ki biz? Perde yüzümüzdür. Örtülü perdelerin ardında yaşarız cennetimizi de cehennemlerimizi de. Perdenin ardında kalır üşüyen hayatlarımız, acılarımız, sessizce dökülen gözyaşlarımız..
Perdede görünen “ben”le, perde arkasında kalan “ben” karışır birbirine, gerçek de düş de.. Birçok şeyi içimizde kilitleyen biz değil miyiz?Toplumsal rollerimizle üzerini sımsıkı örtüp, boğmuşuz “ben”imizi. Açılmayan perdelerde gizlidir pek çok şey..Ünvanlarımız, rollerimiz dışında, başka bir dünyadır içimizdeki..
Duygu TAYYUK ORUÇOĞLU
4. PERDE

Gözlerimdeki mavi ne zaman solmaya başlasa canım sıkılırdı. Bilirdim, denizsizliğim canıma tak etmiştir yine..
O anda gözlerimi kapar hayaller kurardım,yaşadığım coğrafyaya inat...
Deniz kokan kıyıdaki kente gitme vakti gelmiştir.
Dünyamın sınırlarından öteye tutkularımın peşinden gönlümün çekiştirdiği yere gitmek penceremin perdesini havalandıran rüzgara kapılarak...
Bozkırları aşıp dalga dalga maviye ,denize ulaşmak,martı çığlıklarında kendimi bulmak
Keyifle MAVİ göründü diye haykırarak...
Denizin üstünde ala bulut,yüzünde gümüş gemi
İçinde sarı balık dibinde mavi yosun
Bulutuyla gemisiyle balığıyla yosunuyla
Buluyla gemisiyle DENİZ olunmalı oğlum
Fatma TUZLA
5.PERDE
Teknolojik elde edişlerin ardından bir huzursuzluk yaşanır yeniye olan özlem ile eskinin kokusu arasında gidip gelmelerdir bu yaşanan. Yeni bir eve taşınmanın heyecanı ile eski komşulara el sallamak gibi bir şeydir. Gerçekte Baudrillard’ın dediği gibi sahip olduğumuz teknolojilerimiz, egemen olduğumuzu sandığımız, oysa çalıştırıcılarından başka bir şey olmadığımız bir düzen aracılığıyla üzerimizde egemenlik kuran bir dünyanın araçlarından başka bir şey değildir.
Mesaisi yoktur zamanın, insan sıcaklığını hissetsek de tuşların üzerinde, çocukluk anılarımızı çağıramayız ekran perdesine. Tam da anlatmak istediğimiz, gözlerine perde inmiş günün sonundadır. Ateş böcekleri zamanı yavaşlatarak ötmeye başlar, üçüncü el zamanıdır tütünün, güzel kokar zifti. Paranın yeşili değil tütünün yemyeşilidir yer gök. Ne sarı büyü ne de çıyan ürkütür çoban yıldızını. Orada yalnızca kapı numaraları vardır bir de bayramlık pabuçların numarası. Tekrar tekrar sarılan, açılan pamuk ipliği geçmişteki acılardan gelecekteki umutlara boy verir her seferinde.
Tülin OKTAV DOĞRUER
6. PERDE

Gözleriniz, gözlerimle birleşerek, görünenler dünyasının bir parçası yapıyor perdemi.
Aynanın arkasındaki sırdır aslında insan, içine gömdüğü bir sır.Aynı zamanda görmek için bir kapıdır ayna.Kırılan her ayna parçasında ,farklı senler ortaya çıkar sakladığın nice hallerinle.Her kapının kilitleri, kilitlerin de birer anahtarı vardır insana uzanan yolda..
Perde ve ayna! Lirik dengedir aslında. Hem gizlisindir; saklar, saklanırsın hem de ortadasın apaçık.
Ya görünmeyenler görünürse?..
Gülin ÇAKAL
7.PERDE

Sınırlar?
Hatlar, çizgiler, daha ötesiler, daha gerisiler..!
Kırmızılar, maviler, turuncular..!
Koyular, açıklar, griler,renksizler..!
Soluklar, parlaklar, şeffaflar, fosforlular.
İnsanlar!
Açık benizliler, soluk benizliler, koyu benizliler, kara derililer..!
Çekik gözlüler, kalın dudaklılar, kısalar, uzunlar, pigmeler..!
Düz saçlalar, dazlaklar, kıvırcık saçlılar..!
İnsanlar ve Sınırlar
Savaşlar, insanlar, ölümler, insanlar, kaçışlar, insanlar..!
Sınırlar-sınırlar- sınırlar- sınırlar- sınırlar..!
Hasan KOÇ
PROJE:2 (SANAT BAŞ DÖNDÜRÜR)

Tülin Doğruer, Duygu Oruçoğlu, Sema Görsoy Başak, Necla Neşeli Civan, Hasan Koç, Gülin Çakal, Fatma Tuzla
(Ümran Baradan AGSL Kemalpaşa-İZMİR)
SONSUZ BİR DÖNÜŞTÜR SANAT
Aşık Veysel ' in “Rakı,içinde durduğu şişeyi sarhoş etmez, içeni sarhoş eder” dediği gibi , alkolden değil, düşünmekten kaynaklanır “SANAT’ ın sarhoşluğu..Tadının keskinliği ,sarhoş eder , hem sanatçıyı hem izleyeni..
Duygusal izlenimlerini ve dünyaya bakışını sanatın sonsuzluğuna taşır sanatçı. İfadelendirmeye başlarken sanatı, sorgulardan bir geçit yapar. Neden ,diye sorar önce kendine. "Neden ??" Herkese sorar sonra , "Neden??" . Gelene, geçene.. tüketene , üretene.. yaratana...Her yöne döner, her yüze...Alınan cevaplardır dünyayı döndüren ... Alınacak cevaplardır dönmesine izin veren.. Çoğalır cevaplar... çoğalır. Bir duvar gibi karşında durur.. Cevaplar da döner soranla beraber... İşitemezsin.. göremezsin.. anlayamazsın... Dünyanın dönüşüyle değişir yaşananlar. İyiler, kötüler.. güzeller çirkinler..barışanlar ,savaşanlar ; yapılanlar ..yıkılanlar.. Sonsuz bir dönüştür sanat...
Gözünün önünden geçerken dünya, anları yakalamaya çalışırsın. Bu sonsuzluktaki güçlü yapıtlar izleyene çarpar, sersemleştirir, şaşırtır, büyüler...Türlü kılıklara girer de estetik hazla bütünleştirir kendini, çok yönlü, karmaşık, ve çelişmeli yapısı karşısında kendini kaybeder insan..
Sonra sana ... baş döndüren sanatı sıkıştırıp koltuğunun altına.. çekip gitmek kalır aslında....
