25/11/2007 - II.İzmir Bienal Sergileri-Lirik Denge 4


Attila Döl
Görünen Denge
Scen Equilibrium
Çizgiler yol oldu, lekeler durak.
Haritam çok karışık sanma;
bir çift göz, bir çift kanat.
Dokunsam sanki çırpınıp avucumdan kurtulacak…

Muna Silav Utkan
Hareket ve Renk
Motion and Colour
Her kanat çırpışı bir hareket, her hareket bir renk. Renktir yaşam. Renktir insan.

Berna Özlem Özcan
Büyüleyici sözler
Enthralling Words
Küresel iletişim ve yeni teknolojiler hayatımızın her boyutunu etkileyip dönüştürüyor. Her birey sosyal değerlerin yapıbozumuyla başa çıkma mücadelesi veriyor. Hepimiz giderek kendimize ve çevremize yabancılaşıyoruz. Duygularımızı ifade edebilmek giderek zorlaşıyor.
Bu bağlamda; tasarımda tipografik tasarım unsurları ile yaratılmış transparan katmanlar, doğada uyum ve ritim birlikteliğini gördüğümüzde, duygu ve söylemlerimizi ateşleyen unsurlar olmaktadır. Bu durum harflerin hiyerarşik düzeni ve renk kontrastları ile sağlanır.
Harf karakterleri, duygularımızı daha yoğun yansıtmak ve farklı h iler uyandırmak için resimsel bir bütüne dönüştürülebilir.

Sylvia Lüdtke
İnsan Kalbindeki 5 Dilek (Yaşamak, Sevgi, Barış ve Zenginlik
Yaptığı Çalışmalar ile Sylvia Lüdtke doğu kültürünün farklılığını ve zenginliğini kullandığı öğeler ile göstermek istiyor. Çalışmaları, doğu ve batı kültürü arasındaki bağa katkı vermek ve köprünün korunması ile geliştirilmesi amacını gütmektedir. Sanatçının hedefi, ortaklığı bulmak ve bu ortaklığı başka bir şekilde sergilemektir.
Yabancı ortamda kendimizi yansıtırız; yabancı topraklarda kendi özümüze döneriz.

Mehmet Koştumoğlu
Şerhazat
Fotoğraf bilinen işleviyle zamanı ve mekanı kesen bir sonucu öngörür, durağandır ve bir zaman kesitini yansıtır. Fakat,fotoğraf makinesinin tekniğine bağlık dinamiklerinden biri sayılabilecek olan fotoğrafta hareket, hem düşsel olanı hem de gerçekliğe ait olanı bir yerde buluşturmayı amaçlar. Bu çerçeve içinde, fotoğrafa konu olan model objenin devinimini zamana yayılmaya zorlayarak soyutlanmış bir hareketi yansıtan fotoğraf ile fotoğrafın genel yapının aksine, zamana bağımlı ama nesnel gerçeklikten kaynaklı imgeleme dayanmayan ama bir öyküsü olmakla birlikte, daha çok duygusal ve sezgisel bir lirizmi öngören klasik müziğin birlikte kullanımının deneyimlenmesi amaçlanmaktadır.

Hatice Keten
Lirik Nokta
Lyric Point
İnsanın, varlığını sanatla ifade edilişinin altında yatan, aslında dünyadaki dengenin içinde kendi yerini bulabilme arayışıdır, bir bakıma.
Sanatın ifade edilişinde,sanatın özü olan sıkıntı, coşku, aşk, acı, sevinç, keder, heyecan… tüm bu duyguların baskınlığı değişerek, izleyiciye taşıma kaygısı vardır.
Süregelen bu oluş şiddetli bir ivme kazanıp, lirik bir döngüye ulaşacaktır. Bu ivme bir bakıma dönen, çevreleyen bir sürece girecektir.
Tekrarlanan duygu-denge arayışı ve oluşan somut yaratım, sanatın köklerine izmlere bir bakışta atacaktır. Sürecin içinde duygularımızın bize yol gösterici ve belirleyici olup, eserde buluşması özü verecektir. Bu heyecanlı dönüşler, izmlere bakışlar, lirik arayışlar sonatçının vazgeçilmezi olmalıdır. Sonuçta, hep aynı duygu halleri sanatın özü olacaktır.

Desen Halıçınarlı
İsimsiz
Untitled
Liriği en iyi yaşayan, taşıyan, hisseden “insan” ve kaçılamayacak portresi, bakışları…
Sevinç ve hüzün anlık yaşanır; bu duygular insanoğlunu doyumsuzluğa iter.mutlu olsa da üzülecek bir şeyi, üzülse de mutlu olacak bir şeyi vardır. İnsan hep ister ve hiç yetinmez. Çünkü fark etmesek de, kaygılansak ta lirik denge böyle bir yolla hayatımızdadır aslında –insan hayatındaki bu denge- dengesizliğin dengesi. Tükenmediğimiz sürece hiç bitmeyecek…
Tıpkı çağdaş sanat platformu olarak yürütülen sergiler ve bienallar gibi, “inadına” yapılan tuval resmi de, fark etmeden işleyen bu dünyada, artı-eksi dengesinin bir örneğidir. Bu nedenle, artık –şaşıramadığımız * çağdaş sanat objeleri, 1950’lerden kalma video art artıklarının karşısında en yalın ama derin konu “insan” seçilmiş olup, dengeli oluşturan taraflardan tuval resmini şiddetle ve hiddetle savunmaktadır…

Nazan Düz
Dionysos
-İşte ben, Zeusun oğlu Dionysos, Kadmosun kızı. semelenin yıldırım dolu şimşekler içinde doğurduğu tanrı, Thebal toprağına ayak basıyorum. Tanrılığımdan soyunup insan suretine girdim…Ben Lydia’nın altınovalarından geliyorum, İran’ın güneşten kavrulan kırlarını, bozkırların uzun surlarını; Media’nın buzlarla örtülü topraklarını, saadet diyarı Arabistan’ı, tuzlu denizin kıyılarında uzanan bütün Asya ülkesini, Barbarlarla Helenlerin karışık yaşadığı, güzel hisarlarla süslü şehirleri dolaştım. Oralarda korolarını topladım; dinimi, ayinlerimi öğrettim; şimdi kendimi Helenlere tanıtmak istiyorum. Helen toprağında Bakkhaların keskin çığlıklarıyla çınlattığım, kadınlarının çıplak vücutlarını ceylan postlarıyla sarıp ellerine thyrsosu,sarmaşıklı asayı verdiğim ilk şehir Thebat oldu.

Simber Atay Eskier
Manzaradaki Portrem
İki yıldır her hafta İzmir-Eskişehir tren yolunda seyahat ediyorum. Tren penceresinden doğayı, mevsimlerin değişimini, bölgeden bölgeye değişen havanın durumunu izliyorum. Her şey sürekli değişiyor.
Bazen izlerken, doğayla özdeşleştiğimi hissediyorum.bunun mutluluk olduğunu sanıyorum. Her şey mükemmel bir manzara ve dışavurumcu bir portre biçiminde kurgulanıyor. Aynı zamanda refleks olarak hep fotoğraf çekiyorum. Çalışmam bu izlenimlerimin bir sonucudur.

Emine Kutlu Halıçınarlı
Ömrün Dünüydü Bu Günün Anılarına Armağan
That Was The Yerterday Of AWhole Life As A Gift To Today’s Memories
Hayata veda edenin ardında bıraktığı acı; bir gü geçmişi anımsatarak gülümsemeye dönüşebilmektedir. Sevgiyi,yaşanmışlığı sunabilmekte, varolmayışı kabullenişi, dünü, o günü, geleceği yoğurabilmektedir.yokluğu, yitikliği farkındalık içinde bu güne birden belirivermektedir. Ancak rengi “kara” adı “kara” değildir. Güneşin sarısı-turuncusudur artık. Can evinden vurulmuşluğun yakıcılığı yerini sıcaklığa bırakabilmektedir.
Acıyı yaşamak, kabullenmek ve benliğinin bir parçası olarak sindirebilmek insanoğlunun düşünce yeteneğinin en önemli başarılarından biri olmaktadır. Öyle ki, dengeyi inşa ettiği noktalardan biri olmuştur. Bu durumu en yalın haliyle görerek ait olduğu yere koyup sonraki süreci planlamak gerekmektedir. Gelenekler, süregelen birikim, yeni oluşumlar, etkileşimler,yaşama ait tüm gerekler sürecin dengesini kurmak üzerinedir. Ne yazık ki aynı insanoğlu dünyayı yaşanmaz kılarak ölümü sıradan yapabilmektedir. Savaşlardan ders almadan…
Yok oluşun bu kadar kolay olabildi günümüzde; ardanda anacak birini bırakabilmenin önemi, yaşamıyor olandan alınan bir armağan olsa gerek.

Seher Kurt
İç Benlik/Inner Self


Nehir Öven Karaböcek
Etkileşim
Interaction
(Üniversiteye giden çocuğun ardından anne babanın mutluluğunun yanında yaşanılan güçlü yalnızlık ve hüzün)
… olası davranış dönüşümlerinin tonsal ve karşıt değerler ile anlatımı…
Tuval yorgun, bir o kadar kendinden emin, hamleler yapmaya hazır. Özlem, yalnızlık, mutluluk ve suskunluk hakim olan yapıtın dinamiği çocuğun umudunu ve geleceğini anlatan kırmızı.
Siyah, yaşanılan duygunun taşınması zor samimiyetini, belirgin kılıyor. Köpeğin ortada duruşu gidenle kalan arasında belirsiz noktada.
Tutku ve karmaşa içinde kadının beyaz duruşu…
Erkeğin şiddet içinde anlatımı adeta oluşum anını hissettiriyor. Suskunluk; zorunluluk ya da olağanlık arasındaki çizgide…
Hareketin disiplini ritmik olarak tüm tuvali etkisi altına almış durumda.

Aylin Akad
Özben”in karmaşası
Chaos in the esence of self
Modern dünyanın getirisi olan “rasyonelleşme” yaşamın gizemli ve duygusal yanlarını eleyerek bireyi yok sayar ve onu yaşamın tüm alanlarında belirli kalıplar içinde yaşamaya mahkum eder. Modernizmin katı kuralcılığı, tek doğrucu bakış açısı ve duygudan tamamen arınmış yüzü ile dikte edilen rasyonel yaşam, insanı insan yapan duygulanımları; coşku, heyecan, hüzün ve sevinçleri baskılar. Bu durum ise, çağdaşlaşmanın bedeli olarak yalnızlık ve bunalımla karşılık bulur.
Modern toplumda birey, üretilen her şeye yabancılaşır rasyonel düşünmeye yönlendirilirken, önce kendini sonra da yaşadığı dünyayı parçalara böler. Tüm bu kalıplar içinde bocalarken kendi varlık gerekçesini aramaya başlar.
Bu proje, modern yaşamın getirisi olan dış baskıların bireyin ruhunda ve bedeninde yarattığı gerilimlerin oluşturduğu kaotik ”öz beni” sorgular.

S******* Dülgeroğlu Yavuz
Öylesine
Just so
Öylesine
Ne içimin savaşı dışıma dokunur,
Ne dışımın savaşı içime
Birbirinden bihaber
Birbirinden ayrı
Onları buluşturan tek şey bedenim…
Bedenim kararsız
Badenim ayrı
Bedenim istekli
Bedenim çekingen
Bedenim devingen
Hangisine boyun eğeceğini Bilemeden
Sürüklenir rüzgarda.

Orhan Cebrailoğlu
Melodi
“Melodi”, adlı işimde, içsel yolculuğun sınırları-sınırsızlıkları içinde kendini bulma edilimi vurgulanmaya çalışlmıştır. bu eğilim, melodileşen içsel yaratımların dengelenmesi üzerine kurulmuştur..
Leyla
“Leyla” adlı işimde, aşkın hüznünün, suskunluğunun ve yüceliğinin yanı sıra içsel dengesini de ifade etmeye çalıştım. Bu denge, lirik dengenin görsel yansıması olarak da söylenebilir.

Ayşe Sağlam Yüce
Kompozisyon
Compotision
1-Yaşam ve sanat her ikisi ide bir bütünün arçaları gibidir. Büyük yerleşim birimlerindeki çevrelere şöyle bir bakılacak olursa hızla değişim halinde oldukları gözlemlenir. Buna koşut bir şekilde, sürekli yeniyi arayan sanat da hareketlilik kazanarak yaşamsal aktivitenin akışı içerisinde farklı ve özgün arayışlar içerisine girer.
Bu bağlamda resimlerimde çevre olgusu önem taşımaktadır.
2- "Kompozisyon” adlı bu resmimde soyut bir anlatım dili hakimdir. Geometrik parçalanmalarla yüzeyde plansal farklılıklar yaratılmaya çalışılmıştır. Bu parçalanmaları oluşturan öğeler de yine geometrik öğelerdir. Çizgi, kare, dikdörtgen, üçgen vb. gibi. Aynı zamanda bu öğeler değişik biçim, renk ve dokusal farklılıklarıyla resmin plastitesini oluşturmaktadırlar. Dörtgen içerisindeki bu sert öğelere karşın saydam, yumuşak geçişlere de yer verilmiştir. Renkler ve biçimler oluşturulurken denge unsuru çok önemlidir. Lirik denge; renk, doku ve biçimlerin karşıtlığı ve uyumu gibi değerlerle yakalanmaya ç alışılmıştır.

Ayşem Es
İsimsiz
Untitled
“Hüznü ve sevinci içinde taşıyan coşkumuzu korumalıyız”…Kesinlikle katılıyorum.
Peki ya bunu dengesiz biçimde yaşamaya başlarsak? Son zamanlarda acımızı yüceltip, onu daha fazla yaşar olduk. Hatta sadece kendi acımızla yetinmeyip, başkalarının acılarını da izlemekten hoşlanır bir haldeyiz. Zaten bilindiği üzere modern dünyanın insanoğluna yaptığı kötülüklerden biri de yalnızlaşma ve kendinden uzaklaşma sonucu ortaya çıkan, duygularımızdaki sağlıksız oluşumlar. Bunun içine acıya olan eğilimimizi de koyunca lirik dengenin çoktan bozulmuş olduğunu görüyoruz. Ve bu dengesizliğin getirdiği trajik sonuçların merkezinde KADIN... Kendi ruh sağlığının yanı sıra, erkeğin kendisinin yaşadığı ruhsal duygu bozuklukları da olumsuz bir biçimde kadında son buluyor. Dolayısı ile çalışmam kadın merkezli.
Hüznümüzü ve sevincimizi dengeli bir biçimde yaşamalıyız. Bu şekilde dengesiz ve de saplantılı yaşamaya devam edersek, ileride gerçekten tedavi edilmesi gerekli hastalıklar haline gelecek, sevinç ve hüzünlerimiz. İşte bu yüzden korumalıyız lirik dengemizi.

Nuri Yavuz
Tsunami II
Çalışmalarımızın konusu Tsunamidir. Tsunami depremle oluşan bir doğa olayıdır ve birdenbire oluşur, özünde spontane bir olaydır. Tsunami kıyı kentlerini enerjisiyle yıkar, yok eder ve değiştirir.
Resimlerimizde Tsunami’nin görsel etkileri plastik etkilere dönüştürülmüştür. Yaşamdaki zıtlıklar resimsel değerlere indirgenmiştir. Bu sürecin aynı zamanda sanattaki lirik oluşumlarla da doğrudan bir bağı vardır.

Melih Apa
III. Dünya
Çalışmanın Halet-i Ruhiyesi lirizm çevremiz hakkında, dünyamız hakkında izlenimler edinmek ve bu izlenimlerle çevremizi ve dünyamızı okşamak anlamına gelmektedir. Küresel sermaye aracılığıyla zaten bireyin yaşayabileceği düşük yoğunluktan doruk noktasına lirizm biçimleri belirlenmekte ve bireylere aktarılmaktadır. Sürekli savaş tezgahlayarak, dünya üzerinde demokratik süreci askıya alarak aralarda, es’lerle yaşanabilecek yoğun duygulanımlar, gene aynı sistemin, küresel sermayenin artı hanesine işlenmekte ve doğal olarak, yaşanabilecek her tür duygulanım bir sömürü aracına, üretim süreci içinde bir hammaddeye dönüştürülmektedir.

Veysel Şaylı
Dengesel Resimleme
Balanced Illustration
Doğa, akıl almaz oluşum, bu oluşum sırlarla dolu bir var oluşu bizlere sunar. Doğanın beslediği, bizim üzerinde beyin fırtınaları gerçekleştirdiğimiz bu sırlar milyarlarca yıldır akıl almaz bir şekilde devam eder. Her ne kadar insanlık, bu düzeni alt üst edecek her şeyi yapsa da, denge buna karış çıkar. Bu projede, doğanın insanlardan arındırılmış sıra dışı boyutları “dengesel resimlemeler” ile ifade edilmekte, var olan zıtlıkların, her koşulda dengelenebileceği ve ahenkli bir görsellik sergileyebileceği, yapılan düzenlemelerle gözler önüne serilmektedir.
Berna Özlem Özcan
Büyüleyici sözler
Enthralling Words
Küresel iletişim ve yeni teknolojiler hayatımızın her boyutunu etkileyip dönüştürüyor. Her birey sosyal değerlerin yapıbozumuyla başa çıkma mücadelesi veriyor.
Hepimiz giderek kendimize ve çevremize yabancılaşıyoruz. Duygularımızı ifade edebilmek giderek zorlaşıyor.
Bu bağlamda; tasarımda tipografik tasarım unsurları ile yaratılmış transparan katmanlar, doğada uyum ve ritim birlikteliğini gördüğümüzde, duygu ve söylemlerimizi ateşleyen unsurlar olmaktadır. Bu durum harflerin hiyerarşik düzeni ve renk kontrastları ile sağlanır.
Harf karakterleri duygularımızı daha yoğun yansıtmak ve farklı hisler uyandırmak için resimsel bir bütüne dönüştürülebilir.



Emine Karakaş Bekişoğlu
Adı İnsan
Modernleşme sürecinin başlamasıyla bireysel olarak yalnızlaşan insan lirik dünyasında da yalnızlaşmaya mahkum edilmektedir. Kentleşmenin getirdiği doğadan uzaklaşma ise insanların hayatlarını geniş veya dar mekanlarda sürdürmesine neden olmuştur ve artık içe dönük yaşamlar başlamıştır. Metropollerde, yaşam alanları keskin sınırlarla belirtilmiş bu mekanlarda insanlar sevinci ve hüznü birbirinden kopuk halde kendi içsel dünyalarında yaşayarak duyarsız toplumlar oluşturmuşlardır. Oysa doğada her canlının birbiriyle bir şekilde yaşam ilişkisi vardır. İnsanın tekrar doğayla iç içe yaşamaya başlamasıyla var olmamızın temel özelliği olan paylaşım ve sorumluluğu tekrar yakalayabilmektir umudumuz…

Sabit Baytan
LİRİZM: Kişinin coşkun, ilham dolu halidir.
DENGE: Bir nesnenin veya insanın devrilmeden durma hali; zihinsel ve duygusal uyum; sosyal ve ekonomik yaşamın uyumlu olması hali..
Bu iki kavram birbiri ile belli bir denge içerisinde olmalıdır. Aksi halde yaşamda, ekonomide ve sanatta yaşanan, daha doğrusu bugün dünyada yaşanan kaosa dönüşür. Örneğin teknolojide ve doğada yaşanan dengesizliklerin buzulların erimesine, iklim koşullarının değişmesine kuraklıkların başlamasına, toplum sağlığının bozulmasına ve hastalıkların çoğalmasına neden olması gibi. Bu teknolojik dengesizlikler toplumun ruhsal yapısına da yansıyacaktır. Sanat da toplumun bir parçası olduğuna göre bu dengesizlikler, üreteceği eserlerde de kendini gösterecektir. Lirik dengesi olmayan bir dünya düşünülemez. Her iki kavram da birbirini tamamlamak zorundadır. Aksi halde sosyal, ekonomik ve sanatsal dengesizlikler başlar. Zira güzeli güzel yapan unsurların birincisi dengedir. Oranlı bir denge… Denge zıtlıkların oranlı birleşimidir. Dengeyi kurabilen toplumlar gelecekten endişesiz, coşkulu, geleceğe güvenle bakan mutlu toplumlardır. Sanat o toplumun aynası olduğuna göre. ...

Naile Salman Çevik
Paradoksal
Paradoxical
“Paradoksal” adlı işimde, bireysel hak ve özgürlüklerin sınırları ya da sınırsızlıkları sürecini mekansal boyutta kent/bina/konut/ev kavramlarıyla sorgulamayı denedim. Bu sorgulama sürecinde duygusal ve bireysel yaklaşımlar küçük kareler içinde sınırlandırılmış alanlarla verilmek istenmiştir. İşlerin üst kısmındaki yarım daire şeklinde yer alan biçimler bireysel/toplumsal denge kavramı vurgulanmak istenmiştir. Toplumsal denge ve belki de kentsel denge modern insanın en önemli sorunsalıdır.

Faden Suzan Kudsioğlu
Yaşama Dair II
Paylaşmanın, acılara, sevinçlere ortak olmanın, bir başkasının gözlerinden akan yaşların sizin yüreğinizi dağlamasının güzelliğini unuttunuz. Sıcak bir dost elinin dokunuşundaki şifayı görmezden geldiniz. Görmezden geldiğiniz aslında var olmak ya da yok olmak olgusunun ta kendisiydi ki, siz şu inatçı “biz” yerine “ben” diyen halinizle yok olmayı seçtiniz. Tanrı’nın sonsuz cömertliği ile bize sunduğu, mucizevi dengeler ile güzellikler sunan dünyamızı sadece kendinize ait sanmanın verdiği hırs ve bencillikle tüketip bitirdiniz. O dünya ki lirik dengenin vücuda gelmiş hali iken, siz kendi lirik dengenizi alt üst ettiğiniz için kırıldı, döküldü ve yok oldu.
Ama ne mutlu bize ki dünyamız bize mahsusu o yok edici “ego” ya sahip olmadığı için en karanlık günde bile kalbindeki pırıl pırıl umut ışığını tüm iyiliği ve cömertliğli ile bizimle paylaşmakta sakınca görmüyor. Küllerinden doğan masal kuşu misali yine var olacağını, gülümseyeceğini müjdeliyor bizlere…

Dizar Ercivan Zencirci
Yeni Yüzler
New Faces
Çocukken geceleri rüyalar görürdüm. Hepsi bir film gibiydi. Filmlerimin baş kahramanlarıyla oyunlar oynardık. Onlar hep iyiydi. Hepsi farklıydı, rengarenkti, hep mutluydu ve en önemlisi de hepsi beni seviyor ve bana da mutluluk veriyorlardı. Uyandığımda o yüzleri görmek isterdim okulda, sokakta, her yerde. Hatırlıyorum da aslında çevremdeki insanları, görmek istediğim gibi de görebiliyordum. Öğretmenim annemdi, arkadaşlarım kardeşimdi.
Bazı geceler rüya görmediğimde, uyanıp da rüyayı hatırlamadığımda ya da onlara ihtiyaç duyduğum karanlık günlerimde beni mutlu edecek, eğlendirecek, sevebileceğim yeni yüzler yaratmaya çalışırdım
Şimdi büyüdüm. Çok rüya göremiyorum. O eğlenceli rüya arkadaşlarımı özlüyorum ve merak ediyorum neredeler?
: Başka çocukların arkadaşları mı oldular?
: Bu çocuklar da yeni yüzler yaratabiliyor mu?

Reyhan Demir Bağatur
Bensiz Bir Hiçsin
You’re Nothing Withouth Me
İşitme duyusu mekan algısının önemli bir bileşenidir.sesler de mekan olmadan tek başlarına bir anlam ifade etmezler. Aynı zamanda iletici ve alıcının olmadığı durumlarda sesin de olamayacağı bir gerçektir. Durağan mekanda somutlaştırıcı bir etki yaratan sesler, algılayıcı konumunda olanlar tarafından anlamlandırılırlar.sesler, insan olmanın temel göstergeleri olan acı-sevinç, hüzün-coşku, gerilim-rahatlama, nefret-şefkat,iğrenti-şehvet gibi duyguların şiddetini azaltır ya da arttırırlar. Sessiz bir coşku eksik değil midir? Ya da sessiz bir çığlık…
|